Ali Kocaman’ın 640 Sayfalık Ağıtlar Kitabı Çıktı: Yukarı Çukurova’nın Hafızası Kitaplaştı
Yukarı Çukurova’nın ağıtlarını yaklaşık 50 yıldır derleyen Ali Kocaman, 350’nin üzerinde ağıdı hikâyeleriyle birlikte yeni kitabında bir araya getirdi. Emekli öğretmen ve yazar Ali Kocaman, Yukarı Çukurova’nın sözlü kültür mirasını gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla yaklaşık yarım asırdır sürdürdüğü çalışmalarının yeni ürünü olan “Yukarı Çukurova’da Ağıtlar ve Hikâyeleri 2” adlı kitabını yayımladı. Yaklaşık 640 sayfalık kapsamlı...
Yukarı Çukurova’nın ağıtlarını yaklaşık 50 yıldır derleyen Ali Kocaman, 350’nin üzerinde ağıdı hikâyeleriyle birlikte yeni kitabında bir araya getirdi.
Emekli öğretmen ve yazar Ali Kocaman, Yukarı Çukurova’nın sözlü kültür mirasını gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla yaklaşık yarım asırdır sürdürdüğü çalışmalarının yeni ürünü olan “Yukarı Çukurova’da Ağıtlar ve Hikâyeleri 2” adlı kitabını yayımladı.
Yaklaşık 640 sayfalık kapsamlı eserde, 350’nin üzerinde ağıt, bu ağıtların ortaya çıkış hikâyeleri ve bölgede yaşanan olaylara ilişkin anlatılar yer alıyor. Kocaman, yeni kitabını Otağ TV’yi ziyaret ederek tanıttı ve ağıtları derleme serüvenini anlattı.
50 YILLIK BİR DERLEME ÇALIŞMASI
1975 yılında ağıt derlemelerine başladığını belirten Ali Kocaman, 1977 yılında Erzurum Kazım Karabekir Eğitim Enstitüsü’nden mezun olurken hazırladığı mezuniyet tezinin de “Yukarı Çukurova’da Ağıtlar ve Hikâyeleri” olduğunu ifade etti.
Aradan geçen yaklaşık 50 yıllık süreçte çalışmalarını sürdüren Kocaman; Kozan, Feke, Saimbeyli, Tufanbeyli, İmamoğlu, Kadirli, Sumbas, Andırın ve çevresindeki köyleri tek tek gezerek ağıtları derledi.
Kocaman, bu çalışmanın yalnızca şiirleri ve ezgileri kayıt altına almak olmadığını, her ağıdın arkasında bir insan hikâyesi bulunduğunu belirtti.
KÖY KÖY GEZEREK AĞITLARI DERLEDİ
Ağıtları derlerken öncelikle bölgede ağıdı bilen kişilere ulaşmaya çalıştığını anlatan Kocaman, kimi zaman bir köyde cami cemaatine, kimi zaman ise yaşlı kadın ve erkeklere başvurduğunu söyledi.
Bir ağıdın izini sürerken kendisine başka bir kişinin adresinin verildiğini ifade eden Kocaman, ulaştığı kişilerden izin alarak ses kayıtları aldığını, mümkün olmadığı durumlarda ise ağıtları not ederek daha sonra bilgisayar ortamında arşivlediğini anlattı.
Kocaman’ın çalışmaları, yıllar içerisinde bölgenin önemli bir sözlü tarih ve kültür arşivine dönüşmüş durumda.
“AĞITLAR, BU TOPLUMUN YAŞANMIŞLIKLARINI ANLATIYOR”
Ağıtların yalnızca bir yakının ardından söylenen dizeler olmadığını belirten Kocaman, bu geleneğin Yukarı Çukurova insanının geçmişte yaşadığı acıları, savaşları, hastalıkları ve kayıpları da anlattığını söyledi.
Özellikle seferberlik ve Kurtuluş Savaşı dönemlerinin, bölgede derin izler bıraktığını belirten Kocaman, Sarıkamış ve Yemen ağıtlarının bu toplumsal hafızanın önemli örnekleri olduğunu ifade etti.
Kocaman, geçmişte savaşlar, sıtma ve kolera gibi hastalıklar nedeniyle çok sayıda insanın hayatını kaybettiğini, geride kalanların ise acılarını ağıtlarla dile getirdiğini belirterek, bu nedenle hemen her ailenin geçmişinde bir ağıt ve bir hikâye bulunduğunu söyledi.
“AĞITLARIN ÜSTADI AVŞARLARDIR”
Yukarı Çukurova’da ağıt denildiğinde özellikle Avşar kültürünün öne çıktığını belirten Kocaman, bölgedeki bazı köylerin adeta birer ağıt hazinesi olduğunu ifade etti.
Kocaman; Ayşehoca, Tozlu, Andırın çevresi, Bektaşlı, Yamanlı, Bozgüney, Yalak, Saimbeyli ve Hacın çevresinde çok sayıda ağıt derlediğini söyledi.
Özellikle Yamanlı’nın önemli bir ağıt hazinesine sahip olduğunu belirten Kocaman, bölgede hâlâ eski ağıtları bilen ve söyleyen insanların bulunduğuna dikkat çekti.
TOKLULAR’DAKİ AĞIT İÇİN YENİDEN ÇALIŞMA YAPACAK
Kocaman’ın derleme çalışmalarındaki dikkat çekici hikâyelerden biri de Toklular köyünde karşısına çıktı.
1940’lı yıllarda Toklular’dan Çukurova’ya çalışmak için gelen köylülerin, Gezbeli yakınlarında çığ altında kalması üzerine yakılan bir ağıdın izini süren Kocaman, bu ağıdı derlemek için Toklular’a birkaç kez gittiğini anlattı.
Ancak ağıdın bazı bölümlerindeki eksiklikler nedeniyle çalışmayı henüz tamamlamadığını belirten Kocaman, yeniden bölgeye giderek bu ağıdı daha kapsamlı şekilde araştıracağını söyledi.
YENİ KİTAPTA 350’DEN FAZLA AĞIT VAR
Ali Kocaman’ın yeni kitabı “Yukarı Çukurova’da Ağıtlar ve Hikâyeleri 2”, yaklaşık 640 sayfalık kapsamıyla bugüne kadar yaptığı çalışmaların en geniş örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor.
Kitapta 350’nin üzerinde ağıt; yalnızca sözleriyle değil, neden söylendiği, hangi olay üzerine yakıldığı ve bölgedeki hikâyesiyle birlikte okuyucuya aktarılıyor.
Kocaman, böylece Yukarı Çukurova’nın sözlü kültürünün önemli bir bölümünü yazılı kaynak haline getirmeyi amaçlıyor.
SIRADA “HAYVAN AĞITLARI” VAR
Yaklaşık yarım asırdır ağıt derleyen Kocaman’ın bundan sonraki çalışması ise oldukça ilginç.
Kocaman, hayvanlar üzerine yakılmış yaklaşık 100 ağıt derlediğini ve bir sonraki kitabını bu konuya ayırmayı planladığını açıkladı.
Geçmişte insanların hayatında hayvanların çok önemli bir yere sahip olduğunu belirten Kocaman; at, eşek, köpek, horoz ve tavuk gibi hayvanların ölümü üzerine dahi ağıtlar yakıldığını, hatta tilkinin bir hayvanı götürmesi üzerine yakılan ağıtların bile bulunduğunu söyledi.
Kocaman, ömrü ve imkânı elverdiği sürece bu çalışmasını da kitaplaştırmak istediğini ifade etti.
“YENİ Mİ DÜNYAYA DOYDUN, DOKUZ KURŞUNU YİYİNCE?”
Röportaj sırasında kitabından bir ağıt örneği de paylaşan Ali Kocaman, 1923-1933 yılları arasındaki Çukurova’da yaşanan eşkıyalık olaylarına ilişkin dikkat çekici bir ağıdı seslendirdi.
Ayşehoca köyünde yaşayan Veli Efendi’nin bir eşkıya tarafından öldürülmesi üzerine yakılan ağıttan şu dizeleri aktardı:
“İnce ve efendim ince,
Kaput giyer dal boyunca,
Yeni mi dünyaya doydun,
Dokuz kurşunu yiyince…”
Kocaman’ın aktardığı bu dizeler, yalnızca bir ölümün ardından söylenen sözler değil, aynı zamanda dönemin sosyal hayatına ve yaşanan acılara ışık tutan önemli bir kültürel miras niteliği taşıyor.
YUKARI ÇUKUROVA’NIN HAFIZASINI GELECEĞE TAŞIYOR
Ali Kocaman’ın yaklaşık 50 yıldır sürdürdüğü derleme çalışmaları, Yukarı Çukurova’nın unutulmaya yüz tutmuş sözlü kültürünün kayıt altına alınması açısından büyük önem taşıyor.
Köy köy, ev ev dolaşarak yaşlılardan dinlediği ağıtları ve onların hikâyelerini kayıt altına alan Kocaman, geçmişte sözlü olarak kuşaktan kuşağa aktarılan bu kültürel mirası kitaplaştırarak gelecek nesillere bırakıyor.
“Yukarı Çukurova’da Ağıtlar ve Hikâyeleri 2”, bu yönüyle yalnızca bir ağıt kitabı değil; Kozan ve çevresinin geçmişine, insanına, acılarına, geleneklerine ve yaşam kültürüne ışık tutan önemli bir sözlü tarih çalışması olarak öne çıkıyor.
Ali Kocaman’ın yeni kitabının hayırlı olmasını diliyor, Yukarı Çukurova’nın kültürel hafızasını yaşatmaya yönelik çalışmalarının devamını diliyoruz.
Kaynak: Otağ TV – Ali Kocaman röportajı, 8 Ekim 2026.
Kaynak: Otağ TV Röportaj: Levent Açıkgöz Röportaj konuğu: Ali Kocaman Yayın tarihi: 8 Ekim 2026 Haber türü: Kültür / Röportaj Konu: “Yukarı Çukurova’da Ağıtlar ve Hikâyeleri 2”